hocamız, temel eğitimlerini adanada tamamladıktan sonra 2006 yılında Hacettepe Üniversitesi Psikoloji bölümünü kazanmış, 2010 yılında Hacetepe Üniversitesi Psikoloji bölümünden başarı ile mezun olup PSİKOLOG ünvanını almıştır. Hocamız mezun olduktan sonra 3 yıl Ankara’da Dil ve Konuşma Terapisi konusunda danışan görmüş ve terapi sürecini Ankara’da devam ettirmiştir. 2013 yılının sonlarında Adanaya gelen Psikolog hocamız, Özülkü İşmerkezi Kat 14 te, Aile Danışma Merkezinin Hemen Yanındaki Ofisinde Danışan Görmektedir, seans almak için asistanını arayabilirsiniz.

Bunlara ek Ankara’da Dil ve Konuşma Bozuklukları (artikülasyon bozuklukları, sesletim–fonem bozukluğu, akıcı konuşma bozukluğu, kekemelik, gecikmiş konuşma bozukluğu…) alanında faaliyet gösteren bir merkezde, uzman odyologlar tarafından verilen eğitim ve seminerlere ek olarak 2 yıl boyunca GEBZE TEKNİK ÜNİVERSİTESİNDEN Dil ve Konuşma Bozuklukları Kapsamlı Eğitim Programını Almış ve bu alanda hizmet vermektedir. Özellikle akıcı konuşma bozukluğu ve kekemelik konusuna özel ilgi duymakta ve bireye ve ailesine psikolojik destek sağlamaktadır.

 

hocamızın özel ofisinde yaptığı çalışma bakmadan önce dil konuşma terapisinde dikkat edilmesi gereken konuları incelememiz daha iyi olacaktır.

DİL VE KONUŞMA TERAPİ SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

   Özellikle unutulmamalıdır ki bazı konuşma problemleri haftada 1- 2 seansla çözülmeyebilir. Aileler bu durumda evde, okulda ve günlük yaşam içerisinde bireyin dil ve konuşma terapi sürecine destekte bulunmalıdır. Bireyde uzun yıllar artikülasyon ve fonolojik bozukluk olması durumunda düzeltilmesi haftada 1- 2 seansla mümkün olmamaktadır. Alışkanlık haline gelmiş bir konuşmanın düzeltilmesi için sıkı bir çalışma programı gerekmektedir.

   Dil ve konuşma problemleri arkasında ciddi sorunlar yaşatabilecek bir problemdir. Erken teşhis ve terapisi çok önemlidir. Dil ve konuşma problem arkasında bir çok problem taşıyan vagonları çekebilmektedir. Sosyal, psikolojik, akademik problemler. Bu nedenle problemin çözülmesi için doğru yol alınması gerekmektedir.

KONUŞMANIN ANATOMİSİ

   Konuşma Aparatı merkezi ve periferik bölümden oluşmaktadır. Konuşmadaki sesler periferik artikülasyon (konuşma) aparatının farklı bölümlerinin karmaşık yapıda çalışması (artikülasyonu) sonucu oluşmaktadır.

   Konuşma diğer yüksek seviyedeki sinir sistemi katılımını gerektiren hareketlerde olduğu gibi refleksler üzerinden gelişir. Konuşma refleksleri beynin farklı bölgelerinin etkinliği ile ilişkilidir ama beyin kabuğunun bazı bölümleri konuşmanın oluşumunda esas önem taşırlar. Bu bölge sol yarım kürenin frontal, oksipital, parietal, temporal loblarıdır (solaklarda sağ yarım küre). Frontal giruslar ise motor bölümdür ve konuşmanın oluşumuna katılırlar. (DR. Muhammet ESEN)

KONUŞMA SESLERİ NASIL OLUŞMAKTADIR ?

   Konuşma sesleri dil, dudaklar, yumuşak damak ve alt çeneyi de içeren aktif telaffuz organların çalışması sonucu ile oluşmaktadır. Dil ve dudaklar farklı hareketler yaparak farklı şekilleri alabilirler. Yumuşak damak buruna geçişi açıp kapatabilir ve alt çene ise yukarı aşağı hareketini yapabilir.

   Konuşma sırasındaki akciğerden çıkan hava trakeden larinkse ulaşmaktadır. Titreşim olmadan oluşan seslerde ses teller açıktır ve hava larenksten serbest şekilde geçer. Ses teller yakınlaşarak çıkarılan havanın yolunu tıkarlar ve çıkarılan hava güçlükle çıkarak ses tellerinin vibrasyonuna neden olarak sesin oluşmasını sağlar. Larenksten çıkan hava akımı dışarı (ağıza) doğru yönelir. 

   Eğer yumuşak damak kalkık ve yutağın arka duvarına yapışmış ise ( burun boşluğuna geçisi kapalı ) hava ağızdan çıkar. Bu şekilde havanın yönlendirilmesi burun sesleri olan M, N seslerinin (bu seslerin oluşumu sırasında yumuşak damak aşağı inmektedir ve hava akımı buruna doğru yönlendirilmektedir) haricindeki seslerin oluşumunda yapılmaktadır. Konuşmanın aparatının en aktif ve en hareketli organları dil ve dudaklardır ve özellikle bunların pozisyonu konuşmadaki her bir sesin oluşumunu belirler.

DİL VE KONUŞMA BOZUKLUKLARI TANIMLAR

   SANTRAL KONUŞMA BOZUKLUKLARI: Afazi, Apraksi, Dizartri

APRAKSİ, istemli konuşmanın üretiminde sıralı konuşma hareketlerinin motor planlanmasında oluşan bozukluk sonucu ortaya çıkan motor konuşma bozukluğudur.

AFAZİ, zihinsel veya fizyolojik bir eksiklik olmamasına karşın konuşmada meydana gelen bozukluklardır. Konuşmayla ilgili olan hafıza geriliği, işitme kaybı, diyafram, akciğerler, ses teller ve ağız bölgesi organlarında bozukluk olmadığı halde konuşma işlevinin gerçekleşmemesidir. Yazma, anlama, okuma, konuşma ve dinlemeyi etkileyen, beyinde meydana gelen hasar sonucunda oluşan dil ve konuşma bozukluğudur.

DİZARTRİ, konuşma kaslarının güç ve kontrolüyle ilgili sorunların yaşandığı motor konuşma sorunudur.

ANARTRİ, beyin hasarı veya sesletim (artikülasyon) kaslarını kontrol eden çevresel sinirlerin zarar görmesi sonucunda ortaya çıkan seslendirme problemidir.

İŞİTSEL İŞLEMLEME BOZUKLUĞU, seslerin iç kulaktan başlayıp beynin işitsel bölgelerine kadar olan sinir yollarında işlemlenmesindeki işlev bozukluğudur. Tüm algı seviyelerinin üst düzeye çıkarılması gerekmektedir. İşitsel görsel hafıza çalışmaları yapılmalıdır. Dikkat ve odaklanma çalışmaları yapılmalıdır. Birey mantık ve akıl yürütme oyunları ile desteklenmelidir.

KEKEMELİK, konuşmanın akıcılığı, ritim ve tonlama ile ilgili bir iletişim bozukluğudur. Konuşmada duraklamalar, tekrarlar ve uzatmaların olma durumudur. Kekemelik 3 yaşından itibaren başlayabilir ve büyük çoğunluğu kendiliğinden düzelebilir. Kendiliğinden düzelir demek uzman desteği almamak demek değildir. Muhakkak bir uzman takibi yapılmalıdır. Kekemelik tedavisi için kesin bir terapi süresi bulunmamaktadır. Kekemeliğin, birey ve ailesinin planlı, düzenli çalışması ile uzman takibinde üstesinden gelinebilinmektedir.

BRADLALİ, konuşma temposunun patolojik yavaşlaması demektir.

TAKİFEMİ, konuşma temposunun patolojik hızlanması demektir.

DİSFONİ, seste kısıklık, pürüzleşme, gerilim, titreme gibi sesin tını, şiddet ve kalitesinde oluşan bozukluktur.

AFONİ, sesin hiç çıkmamasına denir. Ses teller, hava basıncının yeterli miktarda ayarlanamaması, ses telinin olmaması, çok sert olması veya fonksiyonel nedenlerden dolayı oluşması gereken titreşimin olmamasıdır.

GECİKMİŞ KONUŞMA, çocuğun beklenen yaşta ve şekilde konuşma becerilerinde sınırlılık olmasıdır. Sebepleri arasında; travma durumu, anne- baba yaklaşımı, çacuktaki hastalık durumları, teknoloji (çok fazla telefon, tablet, tv maruz kalımı), az da olsa genetic yatkınlık, çocukta bulunan anatomik fizyolojik bozukluklar, akran yokluğu, yanlış beslenme bulunmaktadır.

MUTİZM, konuşma yeteneğine sahip olunmasına karşın belirli yer ve zamanda, belirli kişilere karşı konuşmama durumudur (seçici konuşma).

FONOLOJİK BOZUKLUK, bireyin tek başına doğru çıkarabildiği bir sesin yerine başka ses kullanmasıdır.

SES BOZUKLUKLARI, sesin perde, şiddet ya da kalitesi gibi özelliklerinden birinin anormal seviyede olmasıdır.

ARTİKÜLASYON BOZUKLUĞU, bir sesin yanlış ya da hiç üretilmemesidir.

 

 

 

 

 

Psikolog  hocamız temel eğitimlerini Adana’da tamamladıktan sonra 2016 yılında Psikoloji lisans eğitimini İstanbul’da tamamlayarak PSİKOLOG unvanını almıştır. Ardından Üsküdar Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji alanında yüksek lisansını bitirerek Uzman Psikolog unvanına sahip olmuştur. Lisansüstü eğitimi kapsamında Bilişsel Davranışçı Terapi ve Süpervizyon eğitimlerini almıştır. Bunlara ek hocamız Sigara Bağımlılığı ile ilgili yüksek lisans tezi yazmış olup sigara ve alkol, madde, kumar gibi diğer bağımlılıklara sahip olan kişilere yönelik bireye uygun yöntemler ile hizmet vermektedir.